Küfür ve Çocuk | Dağ Size Gelmez Siz Dağa Gidin.

Bu yazıyı yaklaşık 4 dakikada okuyabilirsiniz.
Lütfengiriş yapmakya dakayıt olmakgönderileri beğenmek için.

Çocuklarımız hepimiz için dünyadaki en değerli varlıklardır, şüphesiz. Herkes canından bir parça olan çocukları için düzgün ahlak, parlak bir gelecek ve kötülüklerden korumak ister. Fakat son yıllarda çocuklarımıza gereğinden fazla teveccüh ve üzerine titreme söz konusu.

Bakınız naçizane görüşüm; beni yanlış anlamanızı istemem fakat, farkında olmadan çocuklarımıza zarar veriyoruz. Çocuklarımızı tüm kötülüklerden koruyarak onu korumuş olmuyoruz. Aksine geri dönüşü zor bir güçsüzlüğe itiyoruz. Dünyadaki yaşam olgusu doğanın tüm hünerlerini sergileyerek gerçekleşir. Çünkü yaratılışta gerçekleşen tüm süreçler yaşamın idame edebilmesi için var olur.

Aslında zorluklar bu kusursuz yaratılışın bir parçasıdır. Hak verdiğinizi ama böyle olmasa da olur dediğinizi duyar gibiyim. Şimdi size tehlikesinden bahsedeyim biraz. Hepimiz, en azından çoğumuz vicdan sahibiyiz. Diyelim ki önünüzde bir yumurta var, siz onu kırıp yiyecektiniz. Lakin öyle bir şey oldu ki gerekli tüm koşullar gerçekleşti ve yumurtanın içindeki civciv yumurtadan çıkmaya hazırlanıyor. Karşınızda kıpırdayan bir yumurta var, artık onu yiyemezsiniz. İçinizde biraz merak birazda sevinç vuku bulur öyle değil mi? İzlersiniz; bir kaç dakika, sonra ilk çatlakta o artık biraz sonra sizin karşınızda kanlı canlı bir civciv olarak çıkacak. Ne kadar mutluluk verici öyle değil mi? Artık onu benimsediniz ve aklınızdan geçen tek şey; onun bir an önce o zorlu, yumurtadan çıkma sürecini tamamlaması. Sonra baktınız ilk çatlak oldu mu kırık? Yavrucağızın içeriden çıkmaya çalışan kafasını gördünüz, çok sevinçlisiniz. Karşınızda olağanüstü bir durum gerçekleşiyor ve siz buna tanıklık ediyorsunuz. Belki de ilk defa bir canlının karşınızda ilk nefeslerine tanıklık edeceksiniz. Mükemmel bir duygu.

Fakat o da ne? Civciv çok zorlanıyor. Çıkamayacak mı yoksa? Ya yumurta bir yerini keser de canı acırsa? Ya o güçsüz bedeni o yumurtadan çıkmaya yeterli gelmezse? Ya her şey için çok geç olursa? Artık içinizdeki sevinç gitti ve tedirgin bir telaş sardı aklınızı.

İçgüdüsel olarak yardım etme gereği duyacaksınız şimdi. Yavrucağız daha fazla yorulmasın, ben yardım edeyim de şu kabuğunu biraz kırı vereyim. O da rahatça çıkıversin. Sevap bir kere sevap! Ne kadar iyi niyetliyiz öyle değil mi?

Yumurtayı kırdık, yavrucağız içinden kolayca çıktı. Artık şöyle derin bir oh çekebilirsiniz.

Ama bir dakika burada ters giden bir şeyler var. Bildiğim kadarıyla civciv ilk doğduğu anda içgüdüsel olarak yapmaya çalışacağı ilk şey ayağa kalkmaya çalışmak olacak. Ama bu civciv derin derin nefes almaktan başka bir bir şey yapamıyor. Neden? Hasta mı? Yoksa sakat mı doğdu? Allah onu böyle mi yarattı?

Hayır! Ona sen zarar verdin. Ona kabuğundan çıkmasına yardım ederek sen zarar verdin. Çünkü o civciv kabuğunu kendi kırması gerekiyordu. Sen ona iyilik yaparken aslında yeterince güçlenememesine ve bacaklarının belki de kalıcı olarak işlevsiz olmasına sebep oldun. Muhtemelen düzelecektir, o da zamanla güçlenecektir ama ufacık iyi niyetli bir hamlen ile onun doğasını değiştirdin. O artık tabir-i caiz ise her zaman bir adım geriden gelecek.

Şimdi sorarım size yavrularınızın bu civcivden farkı nedir? İnsan olması mı? Hayır bu kurallar çocuklarınız içinde geçerli. Eğer çocuklarınızı çok sevdiğiniz için onların karşılaşacağı ve ya karşılaşabileceği tüm zorlukların karşısına onlardan önce siz çıkarsanız, tıpkı civciv gibi, sizin müdahil olamadığınız noktalarda herhangi bir savunmaya sahip olmayacaklardır. Çünkü siz onun bu konuda herhangi bir gelişme göstermesine fırsat vermediniz.

Şimdi yine sorarım size; iyilik mi yaptınız çocuklarınıza, sizin en değerlilerinize?

Kim sordu onu? Nerdesin, “-Ne yapalım yani öyle başıboş mu bırakalım?” diyen?

Elbette hayır, siz onlardan sorumlusunuz. Başı boş bırakmayacaksınız. Ama gelişimine de engel olmayacaksınız. Sizin birinci sorumluluğunuz onun doğru koşullarda gelişimine olanak tanımanız. Çocuğunuzu koruyorum derken ona zarar vermeyin. Her zaman gözünüz üzerinde olsun, ama eylemlerini kısıtlamayın. Bir vazoyu düşüreceği zaman “-Kızım/oğlum, yapma düşürürsün!” demeyin mesela. Bırakın düşürsün, kırılan bir vazo olsun yeterki. Düşürsün de asıl sorumluluğunuz burada giriyor devreye. Çocuk onu düşürdüğünde ne olduğunu görsün ve siz ona bunun yanlış olduğunu bunu tekrar etmemesini söyleyin. Siz onların anlamaz, vurdum duymaz tavırlarına aldanmayın. Öyle güzel anlıyorlar ki, aklınız almaz. Senden benden iyi anlıyorlar… Anlıyorlar da belki karakteristik özelliğe göre biraz uygulama zaman aşımına uğrayabiliyor.

Mesela son zamanlarda bir zümre televizyonda en ufak bir argo kelime duyduğunda hemen şikayet ediyor. Neymiş efendim; çocuklarımız küfür öğreniyor, ahlakını bozuyorlar, televizyonlarda böyle şeyler görmek istemiyoruz falan.

Ya aklı selim arkadaşlar! Gerçekten bu şekilde bir önlem alabileceğinize inanıyor musunuz? Yani eğer siz çocuğunuzu televizyonun önüne bağladıysanız ve oradan hiç bir yere kımıldamasına müsaade etmiyorsanız bir ihtimal geçerli bir savunma olabilir. Ama bu çocuk sadece televizyonun karşısında ömrünü sürdürmüyor ki. Bu çocuk yeri gelecek sokağa çıkacak. Yeri gelecek sizin olmadığınız yerlerde çocukların bulunduğu bir eğlence ortamında yerini alacak. Bazen bir arkadaşının doğum günü partisinde bulunacak. O zaman ne yapacaksınız? Herkesin ağzını bantlayıp susturma şansınız var mı? Yada çocuğunuzun yanında söylenebilecek kelimeleri yazıp verme ihtimaliniz var mı çevredekilere? Bu çocuk televizyon dışında herhangi bir yerden küfür öğrenebilir.

Peki biz ne yapıyoruz? Biz dağa gidemeyiz dağ bize gelsin diyoruz. Yani biz çocuğumuza küfürün kötü bir şey olduğunu, bu tür alışkanlıklardan uzak durulması gerektiğini ve saygı ve güzel ahlak kisvesi altındaki tüm bilgileri çocuğa aktarmak yerine çocukların bunu en azından televizyondan duymasına engel olmaya çalışıyoruz.

Çocuklar bence küfür öğrenmeli, çocuklar iyi kötü her şeyi öğrenmeli. Öğrenmeli ama neyin yanlış neyin doğru olduğunu bilmeli ve yanlış olanı yapmamayı öğretmelisiniz. Aksi halde siz hayatın içinde olan şeyleri çocuğunuzdan esirgemeye çalıştığınız sürece ya çocuğunuz sizin bir kuklanız olarak hayatını idame etmeye çalışacak ya da sizin haberiniz olmadan o çoktan sizin duymasını istemediğiniz şeyleri öğrenmiş olacak ve sizi birer ahmak yerine koyacak. Tek bir farkla, ona bunun yanlış bir şey olduğunu kimse öğretmemiş olacak, o siz duymadan küfür etmeyi de öğrenmiş olacak bunu meziyet sanmayı da.

Peki gerçekten televizyondaki küfürleri engellemiş olmak çocuğumuz için yaptığımız iyi bir şey mi yoksa sadece bizim egomuzu mu tatmin etmeye yarıyor. İnanın çocuğumuzun güzel ahlakına %5’den daha fazla faydası olduğunu düşünmüyorum. Geçenlerde bir tv programı değerlendirme platformunda bir kullanıcının yorumunu görmüştüm, güya bir programın ahlaka uygun olmadığından ve olumsuz etki oluşturabileceğinden dem vuruyor. Belli ki ağabeyimiz çok sinirlenmiş ve çok duyarlı biri olacak ki, bu demin aralarında serpiştirilmiş olmak üzere bir küfürler ediyor. Ben çoğunu yeni yeni duymaya başladım.

E şimdi babası bu kadar üst düzey profesyonel bir küfürbaz iken evladını televizyondaki küfürden ne kadar koruyabilir? İnsan önce kendini terbiye edebilmeli, sonra sorumlusu olduğu kişileri terbiye etmeli.

Bence televizyonlarda bipli de olsa küfür ya da argo olmalı. Çünkü küfür hayatımızın içinde. Yolda giderken, bir kafede otururken, metrobüste ya da bir parkta yürürken etrafından küfür duyuyorsun. Hayatın içinde olan bir şeyi bir sanat dalından koparmak bence doğru değil.

İlla olsun demiyorum bakın. Ama olmasında demiyorum. Ama olması gerekiyorsa da olsun bi’ zahmet. 🙂
Siz çocuklarınıza sadece bunun yanlış olduğunu öğretin inanın bu daha faydalı olacaktır.

Aksi halde korkarım çocuğunuz daha öncekiler gibi, siz ona kızdığınız ve açıklama yapmadan küfür etmesini engellediğiniz için kendi aklınca basit bir algoritmayla küfür etmenin değil, sizin ondan küfür duymamanız gerektiğini düşünecektir ve madem öyle onların yanında küfür etmemeliyim demeye başlayacaktır. Hangimiz öyle yapmadık ki? 🙂

Değerlendirme

0
0
0
0
0
0
Bu yazı için değerlendirme yaptınız

Henüz kimse beğenmedi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir